Büyükbaba 1980’lerde İki Günde İş Bulmuştu, Bugün Torunu 200 Başvuru Yapıyor: İşte Gerginliği Bitiren Yöntem

Türkiye’de genç işsizliği sadece ekonomik bir kriz değil; aynı zamanda ailelerin oturma odalarında, akşam yemeklerinde ve telefon görüşmelerinde yaşanan duygusal bir deprem. Büyükbabalar ve torunlar arasındaki gerginlik, çoğu zaman sevgiden kaynaklanıyor ama yanlış anlaşılmalar ve kuşaklar arası beklenti farklılıkları nedeniyle ilişkilere zarar verebiliyor. İşsiz kalan bir üniversite mezunu torun, bir yandan iş arama sürecinin stresini yaşarken diğer yandan “Sen benim yaşımdayken çoktan çalışıyordun” cümlesinin ağırlığını taşıyor. Peki bu gerginliği nasıl azaltabiliriz?

Kuşaklar Arası Beklenti Uçurumu

Büyükbabanın zihninde kazınmış bir gerçek var: “Ben onun yaşındayken çoktan çalışıyordum.” Bu düşünce tarihsel bağlam açısından bütünüyle yanlış değil ama eksik. 1970’lerde veya 1980’lerde Türkiye’de lise mezunu biri sanayi ve hizmet sektöründe görece daha kolay istihdam bulabiliyor, üniversite diploması ise iş bulma olasılığını belirgin biçimde artıran bir avantaj olarak görülüyordu.

Bugün ise durum bambaşka. 2023 yılı için 15–24 yaş grubunda resmi genç işsizlik oranı yüzde 17,4 olarak gerçekleşti. Üniversite mezunlarında işsizlik oranı da uzun süredir genel ortalamanın üzerinde seyrediyor; 2023’te yükseköğretim mezunları için işsizlik oranı yaklaşık yüzde 10 düzeyindeydi.

Büyükbaba kuşağı için iş aramak çoğunlukla gazete ilanlarına bakmak, bir kapıyı çalıp içeri girmek ve “İşçi alıyor musunuz?” diye sormak anlamına geliyordu. Bugün ise torun, çoğu zaman çevrim içi platformlar üzerinden onlarca—yüzlerce başvuru yapıyor, motivasyon mektupları yazıyor, çevrim içi ya da video mülakatlara katılıyor ve sıkça hiçbir geri dönüş alamıyor. Ekonomik ve teknolojik paradigma büyük ölçüde değişti; bunu görmek, kabul etmek ve empati kurmak ilişkiyi onarmanın ilk adımı.

Endişenin Arkasındaki Sevgi Dilini Anlamak

Büyükbabanın her “Ne zaman iş bulacaksın?” sorusu çoğu zaman “Seni seviyorum ve geleceğin için endişeleniyorum” cümlesinin çevrilmiş hali olarak okunabilir; ancak genç yetişkin bunu sıkça eleştiri, baskı ve yetersizlik mesajı olarak algılıyor. Amerikalı aile terapisti Gary Chapman’ın ortaya koyduğu Sevgi Dilleri kavramı, insanların sevgiyi ifade etme ve algılama biçimlerinin farklı olduğunu vurgular. Bu kuramsal çerçeve, yaşlı nesillerin sevgiyi çoğunlukla pratik yardım, fedakârlık ve endişe üzerinden ifade etmesini açıklamak için kullanılabilir.

Torunun işsizliği, büyükbaba için sadece ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda kimlik ve değer meselesi. Kuşaklar arası ilişkilere dair çalışmalar, yaşlı kuşakların çocuk ve torunlarının başarısını kendi ebeveynlik ve büyükbabalık yeterlikleriyle ilişkilendirdiklerini gösteriyor. Bu bilinçdışı suçluluk ve korku, zaman zaman sert eleştirilere ve sürekli sorgulamaya dönüşebiliyor.

Gerginliği Azaltmanın Pratik Yolları

İletişim ve çatışma çözümü alanında kullanılan yaklaşımlardan biri, suçlayıcı “sen dili” yerine “ben dili”nin tercih edilmesi ve şiddetsiz iletişim ilkelerinin uygulanmasıdır. Büyükbaba “Sen hâlâ iş bulamadın” yerine “Senin bu süreçte zorlandığını görünce endişeleniyorum” diyebilir. Bu küçük dil değişikliği, suçlamayı azaltıp empatiyi öne çıkarır.

Torun için ise büyükbabasını terbiye etmek değil, şeffaf biçimde bilgilendirmek önemli. “Bugün 50 başvuru yaptım, 3 networking görüşmesi gerçekleştirdim, bir sertifika programına başladım” gibi somut bilgiler paylaşmak, büyükbabaya torunun sürece aktif biçimde emek verdiğini gösterir. Belirsizliğin kaygıyı artırdığı, bilginin ve öngörülebilirliğin ise güveni desteklediği, aile içi iletişim araştırmalarında da vurgulanmaktadır.

Ekonomik Bağımlılığın Psikolojik Maliyeti

Gelişimsel psikolog Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, genç yetişkinlik dönemi “yakınlık ve izolasyon” arasındaki gelişimsel çatışmayla karakterizedir. Ekonomik bağımsızlık kazanamamak ve uzun süre iş bulamamak, bu dönemde beklenen yakın ilişkiler kurma ve bağımsız bir yetişkin kimliği geliştirme sürecini zorlaştırabilir; genç yetişkin hem maddi hem de duygusal olarak aileye daha bağımlı hissedebilir.

Aile sistemi kuramı açısından bu durum, ayrışma ve bireyleşme sürecinde güçlükler olarak tanımlanabilir. Murray Bowen’ın aile sistemleri kuramında, bireyin aileden psikolojik olarak ayrışmasını başaramaması, bireyleşme ve duygusal ayrışma sürecinde tıkanma şeklinde ele alınır. Genç yetişkin, hem aileden ayrılmak istiyor hem de ekonomik zorunluluklar nedeniyle ayrılamıyor. Büyükbaba ise yardım etmeye çalışırken farkında olmadan kontrol mekanizmaları kurabiliyor: “Benim paramla yaşıyorsun, benim kurallarıma uyacaksın.”

Finansal Yardımı Onur Kırıcı Olmaktan Çıkarmak

Eğer büyükbaba maddi destek sağlıyorsa, bunu sadaka değil, torunun eğitimine ve kariyer yolculuğuna yapılan bir yatırım olarak yeniden çerçevelemek ilişkiyi yumuşatabilir. Psikolojik araştırmalar, maddi desteğin aşağılayıcı veya kontrol edici bir dille sunulduğunda genç yetişkinlerde utanç ve yetersizlik duygularını artırabildiğini; destekleyici ve özerkliği teşvik eden bir dille sunulduğunda ise psikolojik iyi oluşu güçlendirdiğini gösteriyor.

Torun tarafında ise küçük de olsa katkı sağlamak ve aktif rol almak önemli. Ev işlerinde sorumluluk almak, büyükbabanın günlük ihtiyaçlarına destek olmak ya da mümkün olduğunda serbest ya da freelance işler üzerinden gelir yaratmaya çalışmak, öz değer hissini artırabilir. Aile psikolojisi literatürü, karşılıklı minnettarlık ifadesinin kuşaklar arası ilişkilerde bağlanmayı ve ilişki memnuniyetini artırdığını ortaya koyuyor. “Desteğin olmasa bu süreci atlatmam çok zor olurdu” gibi içten bir teşekkür, büyükbabaya da kendini değerli hissettirebilir.

Gerçekçi Beklentiler Oluşturmak

İşgücü piyasasına geçiş üzerine yapılan araştırmalar, üniversite mezunlarının ilk istihdama geçiş süresinin birçok ülkede ortalama birkaç ay ile bir yılı aşkın süre arasında değişebildiğini gösteriyor. Türkiye’de İŞKUR’un gençlere yönelik rehberlik materyallerinde, mezuniyet sonrası ilk işe yerleşme sürecinin sektöre, ekonomik koşullara ve bireysel hazırlığa bağlı olarak 6–12 ay arasında sürebileceği belirtilmektedir. COVID-19 pandemisi sonrası dönemde birçok ülkede genç işsizliğinin ve iş bulma sürelerinin uzadığı, uluslararası raporlarda da vurgulanmaktadır.

Bu nedenle büyükbabanın “İki ayda iş bulmalısın” gibi keyfi zaman çizelgeleri koyması, güncel işgücü piyasası gerçekleriyle çoğu zaman örtüşmez ve baskı yaratabilir. Bunun yerine, birlikte gerçekçi ve ölçülebilir hedefler belirlemek daha yapıcı olabilir: “Önümüzdeki ay en az 20 nitelikli başvuru yapmak”, “İki networking etkinliğine katılmak”, “Özgeçmiş ve LinkedIn profilini güncellemek” gibi somut adımlar. Bu yaklaşım, süreci kontrol edilebilir parçalara böler ve her küçük ilerlemeyi kutlama fırsatı sunar.

İlişkiyi İş Arama Sürecinin Ötesine Taşımak

Gerginliğin azalması için kritik bir nokta, ilişkinin sadece “iş bulma” konusu etrafında dönmemesidir. Büyükbaba ve torun, birlikte paylaştıkları diğer değerlere, anılara ve ilgi alanlarına da odaklanmalıdır. Kuşaklar arası ilişkiler üzerine yapılan çalışmalar, görüşme sıklığından çok ilişkinin algılanan kalitesinin ve karşılıklı desteğin psikolojik iyi oluş için daha belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

  • Haftada bir kez “iş konuşulmayacak” bir buluşma ya da telefon görüşmesi planlamak
  • Büyükbabanın hayat hikâyelerini dinlemek, onun da zorluklarla nasıl başa çıktığını anlamaya çalışmak
  • Ortak hobiler geliştirmek: Birlikte yürüyüş, satranç, belgesel izleme gibi etkinlikler
  • Torunun iş dışındaki becerilerini ve ilgilerini paylaşması

Haftada bir anlamlı, baskısız sohbet, her gün gerginlik dolu etkileşimden çok daha koruyucu olabilir. Bu paylaşımlar, ilişkinin temelini güçlendirir ve iş bulma sürecinin yarattığı baskıyı dengeler.

Büyükbaban sık sık iş sorduğunda ilk hissettiğin ne?
Anlaşılmadığımı hissediyorum
Onun endişesini anlıyorum
Suçluluk ve baskı
Motive oluyorum
Tartışmaktan kaçınıyorum

Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekli?

Eğer gerginlik şu noktalara ulaştıysa, profesyonel yardım düşünülmelidir: Torun depresyon veya anksiyete belirtileri gösteriyorsa—örneğin sürekli çökkünlük, uyku ve iştah değişiklikleri, yoğun kaygı—büyükbaba sağlığı etkilenecek düzeyde endişe yaşıyorsa, aile içi iletişim büyük ölçüde kopmuşsa veya etkileşimler sözlü ya da duygusal istismar boyutuna ulaşıyorsa.

Aile danışmanlığı, her iki tarafın da dinlendiği, yapılandırılmış ve tarafsız bir ortam sağlayabilir. Sistemik aile terapisi araştırmaları, kuşaklar arası çatışmalarda üçüncü bir profesyonel gözün iletişim kalitesini ve problem çözme becerilerini artırabildiğini gösteriyor. Torun için kariyer danışmanlığı, büyükbaba için ise yaşlılık dönemine özgü psikolojik destek ve gerekirse psikiyatri veya psikoloji danışmanlığı faydalı olabilir.

Umudun Somut Hali

Yaşam olaylarıyla başa çıkma üzerine yürütülen araştırmalar, ekonomik krizler ve işsizlik gibi zorlu dönemlerin, uygun destek ve baş etme stratejileriyle birlikte, dayanıklılık, sabır ve problem çözme becerilerini güçlendirebildiğini ortaya koyuyor. Her büyükbabanın bilmesi gereken bir şey, torununun bu dönemdeki mücadelesinin, doğru destekle, karakterini ve mesleki dayanıklılığını inşa eden bir süreç olabileceğidir.

Torunun da hatırlaması gereken: Büyükbabanın endişesi, çoğunlukla onun yetersizliğinden değil, ona duyulan sevgiden ve kendi kuşağının değerlerinden beslenir. Kuşaklar arası iletişim araştırmaları, karşılıklı bakış açısı alma ve sabırlı açıklamanın, kuşaklar arası çatışmaları azalttığını gösteriyor. Torun, sabırla büyükbabasına bugünün iş dünyasının ve gençlik deneyiminin kurallarını anlatabilir.

İki nesil arasındaki bu köprü, anlayış, sabır ve karşılıklı saygıyla inşa edilebilir. Bugünün gerginliği, yarının daha güçlü bağını oluşturabilir—eğer her iki taraf da birbirini gerçekten dinlemeye ve güncel gerçeklikleri kabul etmeye hazırsa. İşsizlik geçici bir durum; ama aileler kalıcıdır. Bu zorlu süreç, doğru yaklaşımla kuşaklar arası bağları koparmak yerine güçlendirebilir.

Yorum yapın