Ergen Kızımla Her Gün Aynı Evde Yaşıyoruz Ama Artık Tanımıyorum: Bir Anne Akşam Yemeğinde Telefonunu Kapattı ve Şok Oldu

Akşam yemeği masasında herkes var gibi görünüyor ama aslında kimse orada değil. Baba telefonunda e-postaları kontrol ediyor, anne yarınki toplantıyı düşünüyor, ergen çocuk ise kulaklıkları takılı başka bir dünyada. Bu sahne size tanıdık geliyor mu? Günümüzde pek çok ailenin yaşadığı sessiz dramın özeti bu. Fiziksel olarak aynı çatı altında yaşıyoruz ama duygusal olarak kilometrelerce uzaktayız.

Ergenlik dönemi zaten doğası gereği zorlayıcı bir süreç. Çocuğunuz kimliğini arıyor, bağımsızlığını test ediyor ve sizinle arasına mesafe koyuyor. Peki tam da bu kritik dönemde siz neredesiniz? Ofiste mi, trafikte mi, yoksa evde olsanız bile ekrana mı gömülüsünüz?

Modern ebeveynlik bir jonglörlük gösterisi gibi. Bir yanda kariyer baskısı, diğer yanda faturalar, ev işleri, sosyal yükümlülükler. Çalışan ebeveynler günün büyük bölümünü işte veya işle ilgili aktivitelerde geçiriyor. Eve geldiğinizde ise enerji deposu boşalmış durumda. “Yarın konuşuruz” diyorsunuz ama yarın hiç gelmiyor.

Asıl tehlikeli olan ise bunun normalleşmesi. Çocuğunuzla beraber televizyon izlemeyi kaliteli zaman olarak etiketliyoruz. Aynı odada olmayı paylaşım sanıyoruz. Ama gerçek şu ki, yan yana olmak yeterli değil. Gözlerinin içine bakmadan, sesinin tonunu duymadan, o anki ruh haline dokunamadan geçen zamanın pek bir değeri yok.

Dijital Uçurum: Teknoloji Köprü mü Engel mi?

Teknolojinin suçlu olduğunu söylemek kolay ama mesele o kadar basit değil. Asıl sorun teknolojinin kendisi değil, onunla kurduğumuz ilişki. Ergen çocuğunuz sosyal medyada saatler geçirirken siz de iş mesajlarına yanıt veriyorsunuz. İkiniz de aslında kaçıyorsunuz – o akranlarının onay peşinde, siz ise bir şeyleri kontrol altında tutma yanılsamasında.

Araştırmalar ebeveynlerin günde 50-100 kez telefona baktığını gösteriyor. Bazı çalışmalar ise bu rakamı 150-250’ye kadar çıkarıyor. Hangi rakamı alırsanız alın, gerçek değişmiyor: Şimdi düşünün, çocuğunuz sizinle bir şey paylaşmak istediğinde kaç kez yarı dikkatli bir şekilde dinliyorsunuz? Elleriniz telefonda, gözleriniz ekranda, kafanız başka yerde.

Görünmez Mesaj: “Sen Benim Önceliğim Değilsin”

Ergenlerin en büyük şikayeti şu: “Annem babam benimle konuşuyor ama dinlemiyor.” Bu yaş grubundaki çocuklar her şeyi hissediyor, her ayrıntıyı fark ediyor. Siz önemsemediğinizi sandığınız o dalgınlık anları, onlar için net bir mesaj taşıyor: Sen yeterince önemli değilsin.

Bu mesaj zamanla içselleşiyor ve çocuğunuz gerçekten önemli konuları paylaşmayı kesiyor. Neden açılsın ki sizinle? Nasılsa ekrana bakarak dinleyeceksiniz. Ya da “Şimdi değil canım, yorgunum” diyeceksiniz. Böylece aranızda görünmez duvarlar yükseliyor – sessizce, yavaşça, geri alınamaz bir şekilde.

Rutin Tuzağı: Hayatın Kendisi Sizi Nasıl Ele Geçiriyor?

Sabah koşuşturması, okul servisi, işe yetişme telaşı, öğle yemeği molaları, toplantılar, akşam eve dönüş, yemek hazırlama, bulaşık, çamaşır… Hayat bir yapılacaklar listesine dönüşüyor ve listenin hiçbir yerinde “çocuğumla anlamlı konuşma” yazmıyor. Çünkü bunu görev olarak görmüyoruz. Ama belki de görmeliyiz.

Hafta sonları ise başka bir yanılsama. “Hafta sonu dinleniriz, vakit geçiririz” diye düşünüyorsunuz. Cumartesi geliyor, uyuyakaldınız çünkü hafta yorgunusunuz. Öğleden sonra ev işleri, market, akrabalardan biri aradı ziyarete geldiler. Pazar akşamı geldiğinde “Bu hafta sonu hiçbir şey yapamadık” diye hayıflanıyorsunuz. Ama aslında bir şey yaptınız: Bir hafta sonunu daha harcadınız.

Yüzeysel İlişkinin Gizli Bedeli

Ergenlik döneminde çocuğunuzla kurduğunuz ilişkinin kalitesi, yetişkinlikte sizinle ne tür bir ilişkiye sahip olacağının temelini atıyor. Şu anda “Neyse, büyüyünce anlar” diye geçiştirdiğiniz o mesafeli tavır, yirmi yıl sonra sizin onun hayatından dışlanmanız anlamına gelebilir.

Yüzeysel ilişkiler şu özellikleri taşır: Sadece ihtiyaç anlarında iletişim, duygulardan kaçınma, derin konulardan uzak durma, çatışmaları halı altına süpürme. Çocuğunuz okulda iyi notlar alıyorsa her şey yolunda mı? Ders çalışıyor, yemeğini yiyor, odasında sessizce vakit geçiriyorsa sorun yok mu? Belki de tam tersine her şey çok yanlış ama siz görmüyorsunuz çünkü bakmıyorsunuz.

Küçük Anların Büyük Gücü

Anlamlı zaman kavramını yeniden tanımlamalıyız. Büyük tatiller, pahalı hediyeler veya özel organizasyonlar gerekmiyor. Bazen en derin bağlar mutfakta birlikte omlet yaparken, balkondan şehre bakarken veya uyumadan önce on dakika yatağın kenarına oturup gününüzü paylaşırken kurulur.

Gün içinde yakaladığınız o küçük bağlantı anları çok değerlidir: Sabah göz göze gelip gülümsemek, okuldan eve geldiğinde telefonunuzu bırakıp “Nasıl geçti bugün?” diye gerçekten merakla sormak, ona dokunmak – omzuna hafifçe el koymak, saçını okşamak. Bu anlara psikoloji literatüründe mikro-anlar da deniyor. Küçük görünen bu etkileşimler, uzun vadede ilişki kalitesini belirleyen yapı taşlarıdır.

Eylem İçin Somut Adımlar

İlk adım farkındalık. Bu yazıyı okuyorsanız zaten bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyorsunuz demektir. Şimdi sıra değişimde. Küçük başlayın ama tutarlı olun.

  • Teknolojisiz zaman dilimleri: Akşam yemeğinde tüm telefonlar kapalı. Tartışmasız, istisnasız. Haftada bir gün, hatta sadece bir öğün bile başlangıç için yeterli.
  • Haftalık ritüeller: Her pazar sabahı birlikte kahvaltı veya Cumartesi akşamları film gecesi. Önemli olan süreklilik. Çocuğunuz bu zamanın kaybolmayacağını bilmeli.
  • Çocuğunuzun dünyasına girin: Dinlediği müziği sorun, oynadığı oyunu merak edin, takip ettiği sosyal medya fenomenlerini öğrenin. Yargılamadan, gerçekten anlamaya çalışarak.
  • Yan yana aktiviteler: Yüz yüze sohbet ergenler için zor olabilir. Yürüyüş yapmak, araba yolculuğu, birlikte yemek hazırlamak gibi yan yana aktiviteler rahatlatıcı.
  • Duyguları meşrulaştırın: “Boş ver, büyütme” yerine “Seni üzdüğünü görüyorum” deyin. Onun duygularını ciddiye alın.

Zamanı Geri Alamazsınız

Bugün on üç yaşında olan çocuğunuz beş yıl sonra on sekizinde olacak. Üniversite sınavına girecek, belki başka bir şehre taşınacak. O zaman “Keşke daha fazla vakit geçirseydik” diyeceksiniz. Ama keşkeler geçmişte kalır.

Ergen çocuğunuzla günde kaç dakika gerçekten kaliteli zaman geçiriyorsunuz?
15 dakikadan az
15-30 dakika
30-60 dakika
1-2 saat
2 saatten fazla

Şu anın farkında olun. Hayat gerçekten hızlı akıyor ve ergenlik dönemi bir daha geri gelmiyor. Evet, işiniz önemli. Evet, hayat pahalı ve sorumluluklar ağır. Ama hiçbir şey çocuğunuzla kuracağınız gerçek, derin, besleyici ilişki kadar değerli değil. Çünkü kariyer bitiyor, paralar tükeniyor, ama ailenizdeki bağlar – yatırım yaptıysanız – hayat boyu sürüyor.

Yarın değil bugün başlayın. Şimdi telefonunuzu bırakın ve çocuğunuzun odasına gidin. Sadece “Seni seviyorum” demek için. Sadece on dakika yanında oturmak için. Çok basit ama çok güçlü. Ve belki de yıllardır yaptığınız en önemli şey olacak.

Yorum yapın