Ergenlik dönemi, çocukların kimlik arayışına girdiği, bağımsızlık mücadelesi verdiği ve aynı zamanda ebeveyn desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu çelişkilerle dolu bir süreç. Bu dönemde birçok anne-baba, kapısını kapatan, tek kelimelik yanıtlar veren ya da telefonundan başını kaldırmayan gençleriyle nasıl bağ kuracağını bilemiyor. Oysa ergenlik döneminde kurulan sağlam iletişim ve paylaşılan anlamlı anlar, gencin hayatının geri kalanında ona rehberlik edecek kökleri besliyor. Ergenlik psikolojisi uzmanları belirtiyor ki, gençlerin iletişim becerilerindeki zorluklar giderek artıyor ve bu dönemde aile bağının önemi her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Ergenlerin Dünyasına Ayak Uydurmak Yerine Yeni Bir Dünya Yaratmak
Pek çok ebeveyn, ergen çocuğuyla bağ kurmak için onun ilgi alanlarına tam anlamıyla dahil olmaya çalışıyor. Dinlediği müziği dinlemek, oynadığı oyunları oynamak gibi. Bu yaklaşım bazen işe yarasa da, gençler genellikle ebeveynlerinin kendi alanlarına zoraki girmesini sahte bulabiliyor. Bunun yerine, her iki tarafın da meraklı olduğu, hiçbirinizin uzman olmadığı ortak bir zemin keşfetmek çok daha etkili sonuçlar doğuruyor.
Birlikte yeni bir beceri öğrenmek, örneğin fotoğrafçılık, yemek yapmada yeni tarifler denemek ya da bir enstrüman çalmaya başlamak, hiyerarşiyi ortadan kaldırıyor. Artık “öğreten ebeveyn – öğrenen çocuk” dinamiği yok; ikisi de acemi, ikisi de hata yapıyor, ikisi de gelişiyor. Bu eşit zemin, gencin savunma mekanizmalarını düşürmesine ve gerçek bir paylaşım alanı oluşturmasına olanak tanıyor.
Konuşmayı Değil, Yan Yana Olmayı Önceliklendirmek
Ergenlerle kaliteli zaman denildiğinde akla ilk gelen derin sohbetler oluyor. Ancak gençlerin yüz yüze, göz teması kurularak yapılan derin konuşmalarda kendilerini savunmasız hissedebileceklerini unutmamak gerekiyor. Bu yüzden masaya oturup “Haydi konuşalım” yaklaşımı sıklıkla kapanmalarına neden oluyor.
Bunun yerine, yan yana aktiviteler çok daha değerli açılımlar sağlıyor. Arabada uzun bir yolculuk, birlikte yürüyüş, alışveriş yaparken ya da bir şeyler tamir ederken yapılan sohbetler, baskı hissettirmeden samimi konuşmaların kapısını aralıyor. Göz temasının zorunlu olmadığı, dikkatin başka bir yere odaklanabildiği bu anlar, gençlerin duygularını paylaşmak için güvenli liman bulmasını sağlıyor.
Sessizliğe Tahammül Etmeyi Öğrenmek
Kaliteli zaman mutlaka konuşmayla dolu olmak zorunda değil. Birlikte film izlemek, sessizce balık tutmak ya da yan yana kitap okumak da derin bir birliktelik yaratıyor. Önemli olan, o anın içinde tam olarak var olmak ve gencin sessizliğini doldurmaya çalışmamak. Ebeveynlerin en büyük hatalarından biri, her sessizliği konuşmayla doldurmaya çalışmak. Oysa bazen en anlamlı bağlar, ortak bir sessizliğin huzurunda şekilleniyor.
Rutinleri Ritüellere Dönüştürmek
Ergenlik döneminde çocuklar rutin ve yapıyı reddediyormuş gibi görünseler de, aslında güvenebilecekleri tutarlı noktalara ihtiyaç duyuyorlar. Buradaki püf nokta, sıradan rutinleri özel ritüellere dönüştürmek. Pazartesi akşamları birlikte pizza yapıp yeni bir dizi bölümü izlemek, cumartesi sabahları birlikte kahvaltı hazırlamak ya da ayın belirli bir gününde tercih hakkı günü oluşturup o gün ne yapılacağına gencin karar vermesi, beklenti ve süreklilik yaratıyor.
Bu ritüeller, hayat ne kadar kaotik olursa olsun, “Biz hala bir aileyiz ve bu bizim özel anımız” mesajını veriyor. Özellikle stresli dönemlerde, bu öngörülebilir anlar duygusal çıpa görevi görüyor. Pozitif aile ilişkisi özerklik geliştirir ve gencin sağlıklı bir kimlik oluşturmasına zemin hazırlıyor.

Dijital Dünyada Gerçek Bağlantılar Kurmak
Teknolojiye karşı savaş açmak yerine, onu köprü olarak kullanmak daha akıllıca. Eğer gencin hayatının büyük kısmı dijital alemde geçiyorsa, oraya sizin de saygılı bir şekilde dahil olmanız bağı güçlendirebilir. Birlikte bir podcast dinleyip tartışmak, komik videolar paylaşmak ya da ortak ilgi alanlarınız hakkında makaleler göndermek, onun dünyasına değer verdiğinizi gösteriyor.
Ancak bu dijital paylaşımın yanında, teknolojisiz bölgeler oluşturmak da kritik. Akşam yemeğinde telefonların başka bir odaya koyulması, araba yolculuklarında belirli sürelerde herkesin telefonunu kapatması gibi kurallar, kaliteli zamanın kalitesini koruyor.
Onların Değil, Sizin Değişiminiz
Ergenlerle anlamlı zaman geçirmenin en zor yanı, ebeveynlerin kendi beklentilerini ve kontrol ihtiyaçlarını bir kenara bırakmayı öğrenmesi. Kaliteli zaman, ders verme, nasihat etme ya da düzeltme zamanı değil. Sadece var olma, dinleme ve kabul etme zamanı. Bu, özellikle öğüt vermeye alışmış ebeveynler için zorlu bir geçiş.
Gencin paylaştığı her şeye yorum yapmak, her soruna hemen çözüm önermek, o anı bir eğitim fırsatına dönüştürmeye çalışmak, samimi paylaşımı engelliyor. Bazen sadece “Anladım, zor bir durum” demek ve orada kalmak, saatlerce tavsiye vermekten çok daha güçlü bir bağ yaratıyor.
Kusurlu Olduğunuzu Göstermekten Çekinmeyin
Ergenler sahteliğe karşı son derece hassaslar. Kendinizi mükemmel bir ebeveyn olarak sunmak yerine, kendi hatalarınızı, zorlandığınız anları ve başarısızlıklarınızı paylaşmak, sizi ulaşılabilir kılıyor. “Ben senin yaşındayken de buna çok kızıyordum ama sonra fark ettim ki…” yerine, “Ben de bugün işte saçma bir hata yaptım, hala utanıyorum aslında” demek, gerçek bir insan bağlantısı kuruyor.
Zamanlama Her Şeydir
Ergenler öngörülemez canlılar. Bir gün tamamen kapanmışken, ertesi gün ansızın açılıp konuşmaya başlayabiliyorlar. Kaliteli zamanı planlamaya çalışırken, esnek olmak ve o spontane anlara değer vermek önemli. Gece yarısı mutfağa su içmeye indiğinde sohbet etmek istemesi, planlanmış bir aktiviteden çok daha değerli olabilir.
Onların enerjisine ve ruh haline saygı göstermek, zorlamadan fırsatları değerlendirmek, uzun vadede çok daha sağlıklı bir iletişim zemini yaratıyor. “Şimdi konuşman lazım” yerine, “Konuşmak istersen buradayım” mesajı, gücü onların eline veriyor ve paradoks olarak, çok daha fazla paylaşım sağlıyor.
Ergenlik dönemindeki çocukla kaliteli zaman, küçükken olduğu gibi değil ama farklı bir güzellikte ve derinlikte mümkün. Bu dönem, ilişkinizin yeni bir evrimini yaşadığı, çocuğunuzun yavaş yavaş yetişkin bir dostunuza dönüştüğü geçiş süreci. Her küçük an, her yan yana geçen sessiz dakika, ileride “Ailem hep yanımdaydı” diyebilmesinin temelini oluşturuyor.
İçerik Listesi
